Alerjiye ait semptomlar vücudun bağışıklık sisteminin herhangi bir maddeye karşı aşırı duyarlılık göstermesi ile başlamaktadır. Bağışıklık sistemi alerjinin giriş noktasına antikor göndererek kendini savunmaya almaya çalışır. Böylece alerjen ile antikorlar arasında bir savaş başlar. Bu savaşın ilerlemesiyle beraber kana bazı kimyasal maddeler salınır. İşte bu kimyasal maddeler alerjiye neden olmaktadır.

Alerjik rinit şikayetleri toplumda oldukça yaygın bir hastalık olmakla birlikte herhangi bir hayati tehlikeye neden olmamakta, üstelik bazı doğal yöntem uygulamalarıyla baskılanabilmektedir. Bu hastalık basit olarak burun mukozasının iltihaplanması olarak tabir edilmektedir.

Alerjik Rinitin Öne Çıkan Belirtileri Nelerdir?

Bu rahatsızlığın ortaya çıkardığı ilk belirtilerden biri burunla ilgilidir. Burnun devamlı tıkalı olması ya da devamlı olarak akması alerjik rinitin işareti kabul edilir. Alerjik rinitin en belirgin göstergesi kişiyi zora sokan ve arka arkaya gelen hapşırıklardır. Özellikle burun içinin şiddetli şekilde kaşınması, burun akıntısı ve burun tıkanıklığı da görülen diğer semptomlardır. Burnun dışında bu hastalığın belirtilerini yakalamak istiyorsanız gözleri takibe almalısınız. Gözlerde sulanma, gözyaşı şeklinde akıntı alerjik rinitin belirtilerindendir. Bazı hastaların kulakları da bu hastalıktan etkilenmekte ve işitme problemleri doğmaktadır. Yine boğaz ağrısı, ses tellerinin olumsuz etkilenmesi sonucunda kısılması ve alerjik tarzda öksürük de görülen belirtiler arasında sayılmaktadır. Alerjik rinit sık sık hapşırmalara neden olur. Bu nedenle eğer herhangi bir nezle ya da grip şikayetiniz olmadığı halde sık sık hapşırıyorsanız bu durum alerjik rinitten kaynaklı olabilir.

Belirtiler ;

Alerjik rinitten etkilenen ikinci bölge gözlerdir. Özellikle atak mevsimi olan bahar aylarında hastanın gözleri devamlı sulanır, aynı zamanda gözlerde yoğun bir kaşıntı durumu yaşanır. Kaşıntı halinde gözleri ellerle ellemek son derece sakıncalıdır. Bunun yerine soğuk suyla yüzünüzü yıkayarak kaşıntıyı hafifletebilirsiniz.

Alerjik rinit burun ve gözler dışında boğazı da olumsuz şekilde etkiler. Boğaz ağrısı sık gözlenen şikayetler arasındadır. Buna ek olarak öksürük de alerjik rinitin belirtisi kabul edilir. Ancak öksürüğü tek başına alerjik rinit belirtisi kabul etmek doğru olmaz. Diğer belirtilerle birlikte gözlenmeli ve değerlendirilmelidir.

Koku alma ve tat duyularında azalma yaşama hali de alerjik rinitten kaynaklanıyor olabilir. Bununla birlikte sigara kullananların da ortka şikayeti olan tat ve koku almadaki azalmanın sigaradan kaynaklı olmadığından emin olmalısınız.

Yorgun hissetme, uyku sorunları da alerjik rinit kaynaklı olabilir. Özellikle burnun tıkalı olması halinde uyku sorunları doğar. Çünkü düzgün nefes alamayan kişi uykuya geçmede ve kaliteli uyku uyumada başarısızdır. Bu sorunu hafifletmek için burun açma, yatarken yastığı yükseltme gibi önlemler alabilirsiniz.

Alerji Atakları;

Alerjik rinitin biraz daha yatıştığı ve ataklara neden olduğu dönemler bulunmaktadır. Bu dönemsel geçiş hastanın hayatını oldukça ciddi şekilde etkilemektedir. Özellikle atak dönemi olarak kabul edilen bahar aylarında polenlerin yarattığı alerjik semptomlar hasta için büyük sorun oluşturmaktadır. Alerjik reaksiyona neden olan olan en yaygın alerjenler arasında ağaç, yabani ot polenleri ve çimler gelmektedir. Bu alerjenler daha çok mevsimsel alerjinin belirtileri olarak kabul edilmektedir. Bununla birlikte ev tozu akarı, küf mantarı ve hayvanlara ait tüylerin neden olduğu alerjik reaksiyon yıl boyu devam eden alerji olarak kabul görür.

Hasta kendisinde meydana gelen değişiklikleri gözleyerek hastalığının belli kısmında tanı koymada aktif olabilir. Şöyle ki atakların arttığı dönemler özellikle mevsim geçişlerinin olduğu bahar aylarıysa “mevsimsel alerji” tanısını kendisi belirleyebilir. Bununla birlikte yıl boyu devam eden şikayetlerde “devamlı alerji” tanısını koymak yerinde olur. Bununla birlikte bu sadece bir gözlemdir ve hastaya düşen bu kısmını iyi gözlemlemektir. Geri kalanı doktorun kontrolüne bırakılmalıdır.

Alerjik Rinitin Tedavi Aşamaları Nelerdir?

Alerjik rinitin tedavi aşamalarını düşünürken sadece tıbbi ilaç kullanımı akla gelmemelidir. İlaç kullanımından önce alınacak bazı basit önlemlerle hastalık baskılanabilir, bu sayede duyulan rahatsızlıklar kontrol altında tutulabilir.

Alerjik reaksiyona neden olan alerjenlerle temasın kesilmesi alınacak ilk önlemdir. Bu sayede duyulan şikayetler azalacak ve rahatsızlık kısmen ortadan kalkacaktır.

İlaç tedavisi ikinci basamakta değerlendirilecek bir yöntem olarak ilaç tedavisi kabul görebilir. Halk arasında saman nezlesi adıyla bilinen alerjik rinitin tedavisinde uygulanan yöntem antihistaminik ilaç tedavisidir. Hastalığın baskılanmasında kullanılan bu ilaçlar hastada rahatlama ve daha kolay nefes alma kolaylığı sağlar. Hasta için uygun ilacın alerjene maruz kalınmadan kullanılması önemli bir ayrıntıdır. Bu sayede ilaçlar daha etkili olacaktır. Alerjik rinitin belirtilerinden olan sık hapşırma, burun akıntısı ve deri kaşıntsının görüldüğü durumlarda antihistaminik ilaçlar kullanılmaktadır.

Burun Spreyleri ;

Alerjik rinitin tedavisinde tercih edilen diğer bir yöntem de burun spreyleridir. Hastalığın baskılanmasında tercih edilen burun spreyleri kortizon içerikli spreylerdir.

Aşı Tedavisi ;

Bu hastalığın tedavisinde uygulanan yöntemler arasında aşı tedavisi alternatif oluşturmaktadır. Hiposensibilizasyon adıyla bilinen aşı yöntemi hastalığı baskılamaya yönelik kullanılır.

İleri alerjik reaksiyon durumunda cerrahi müdahale alternatifler arasında değerlendirilebilir.

Fototerapi ;

Son olarak hastalığın tedavisinde fototerapi yöntemi uygulanabilir. Bu tedavi yöntemi çok kısa sürede uygulanma özelliğine sahiptir. Aynı zamanda herhangi bir acı söz konusu değildir. Uygulamayı yapan doktor tarafından özel bir kablo kullanılarak tedavi ışını doğrudan mukozaya yönlendirilir. Tedavi sadece bu aşamadan ibarettir. Ortalama iki hafta süren tedavi süresi, hastalığın şiddetine göre uzayabilmektedir. Medikal fototerapi yöntemi hem uzun soluklu hem de kalıcıdır. Uzun süre ilaç kullanmak istemeyen hastalar, antihistaminik ilaçlara karşı iyileşme gösteremeyen hastalar ve kullanılan ilaçlarda yan etkiye maruz kalan hastalar için bu yöntem ideal bir yöntemdir.