Alerjik Ürtiker Nedir ?

Ürtikerin diğer adı “kurdeşen” dir. Kırmızı ya da kırmızıya çalan, kabarık ve kaşıntılı deri döküntüleri şeklinde seyreder. Bu durum alerjenlerle tetiklenebilmektedir. Alerjik reaksiyon durumunda vücut tarafından histamin adlı bir salgı salgılanır. Bu salgı salgılandığında vücuttaki kılcal damarlardan bir sıvı sızmaya başlar. İşte bu sıvı deri yüzeyinde birikerek döküntülere neden olur. Alerjik Ürtiker tetiklendiği bazı durumlar söz konusudur.

Deri döküntüleri kabarık, kırmızı ve oldukça kaşıntılıdır. Her zaman olmamakla birlikte alerjik reaksiyona neden olan herhangi bir alerjen tarafından tetiklenebilmekte ve artış göstermektedir. Döküntülerin olma sebebi tamamen vücudun kendini korumaya çalışmasıdır. Alerjik reaksiyonun gelişmesi durumunda vücut otomatik olarak histamin adı verilen bir protein salgılar. Bu protein nedeniyle kılcal damarlardan sıvı sızması gözlenir. İşte bu sıvı deri yüzeyinde birikerek döküntü oluşturur.

Alerjik Ürtiker Belirtileri

Alerjik ürtiker (kurdeşen) vücudun hemen her yerinde görülen döküntülerdir. Kırmızı, sert ve kabarıktır. Bu kabarcıkların büyüklükleri oldukça değişkendir. Kabarcıkların tümü yoğun bir kaşınma hissine neden olur. Üstelik kaşıntı gece artış gösterir. Hastalığın genel tablosu incelendiğinde kaşıntının gece ve kadınların adet döneminde arttığı yönündedir. Kabarcıkların su toplaması çok yaygın olmamakla birlikte rastlanmamış bir olgu da değildir. Belirtilerin bir artısı ize neden olmamalarıdır. Lezyonların tümü ortalama 24 saat içinde ve kendiliğinden kaybolur.

Belirgin şekilde gözlenen bu belirtilerin dışında kusma yaygın olmayan belirtiler arasında sayılabilir. Buna ek olarak karın ağrısı ve mide bulantısı, baş ağrısı ve eklemlerde duyulan yoğun ağrı, bayılma gibi belirtiler de gözlenebilmektedir.

Ürtiker akut ürtiker ve kronik ürtiker olmak üzere ikiye ayrılmaktadır.

Ürtikerin Tetiklendiği Durumlar:

Böcek ısırıkları ürtikerin arttığı ilk durumlardandır. Bazı böceklerin salgıladığı salgılar vücut tarafından tepkiyle karşılaşırsa ürtiker doğar.

Bazı gıdalar vücutta tepkilere neden olmaktadır. Ürtiker oluşumu da böylece meydana gelir. Ancak her bünye için bu gıdalar farklılık gösterdiğinden kendiniz iyi bir gözlemci olmalı ve hassasiyet duyduğunuz gıdaları belirleyebilmelisiniz.

Kimyasallar ve kimyasal içeren kimi temizlik maddeleri de ürtikere neden olabilmektedir. Alerjen yatkınlığınız varsa kimyasal oranı yüksek temizlik malzemeleri kullanmak yerine daha doğal ürünlere yönelebilir hatta sirke, karbonat gibi ürünler tercih edebilirsiniz.

Bunlara ek olarak bazı ağrı kesiciler de kimi bünyelerde ürtiker oluşumuna neden olmaktadır. Söz gelimi steroid olmayan anti enflamatuar ilaçlar buna kaynaklık etmektedir.

Aşırı sıcaklar da ürtikere neden olabilir. Hassas ciltler için aşırı nemle beslenen sıcak hava oldukça tehlikelidir. Buna yatkınlığı olan hastaların direkt güneş ışığına maruz kalmaması önemlidir. Aksi halde ürtiker daha da tetiklenecektir.

Ürtiker akut ürkiter ve kronik ürtiker olarak ele alınabilir.

Akut Ürtiker:

Semptomların akut ürtiker olarak adlandırılması için 6 haftadan daha kısa sürmesi gerekmektedir. Bu, en yaygın görülen form olarak kabul edilir. Akut ürtikerin gözlendiği hastaların ortalama % 25’inde anjioödem de derinin tabakalarında şişlik görülebilir.

Arı sokmaları, kan ürünleri, hepatit B virüsü, Epstein-Barr, çeşitli ilaçlar, süt, yumurta, balık, gluten gibi birçok besin maddesi bu duruma sebebiyet vermektedir.

Kronik Ürtiker:

Semptomların 6 haftadan uzun sürdüğü durumlarda kronik ürtiker söz konusudur. Kronik ürtiker hastalarının az miktarında ortalama % 25 kadarında şikayetler dış etkenlere bağlı olarak ortaya çıkar. Bahsettiğimiz bu etkenlerin kontakt, fiziksel, kolinerjik olarak alt tipleri bulunmaktadır. Dış etkenler olarak ilk akla gelen etmenler yoğun güneş ışığı, soğuk, aşırı sıcak, basınçtır ve tüm bunlar ürtikerlerin ortaya çıkışını tetiklemektedir.

Ürtiker belirtilerinin 6 hafta ve daha uzun süre gözlemlendiği durumlarda kronik ürtiker teşhisi konur. Kronik ürtikerin çeşitli tetikleyicileri bulunur. Bunlar;

İlaçlar (penislin, salisilat ve diğer non steroid antienflamatuarlar ).

sistemik hastalıklar (IgM makroglobulinemi, Sjögren sendromu, ender olarak tiroid hastalıkları ve lenfoma ).

psikolojik nedenler ( kaygı bozukluğu ve depresyon durumu ).

Enfeksiyonlar (viral enfeksiyonlar, diş apseleri, üriner enfeksiyonlar ).